Veri Gazeteciliği, Yapılandırılmış Veri ve Veriyle Çalışmak Gazetecilik Mi? -Nicolas Kayser-Bril

Yazan: Veri Gazetecisi Nicolas Kayser-Bril
Çeviri Kaynağı: http://blog.nkb.fr/datajournalism/
Çeviren:Veri Gazetecisi Ayşegül Engür /Dağ Medya


 

_mg_2468
Fotoğraf: Nicolas Kayser-Bril @ Symposium »Onlinejournalismus 

VERİ GAZETECİLİĞİ

“Veri gazeteciliği” terimi, 2009 yılında Avrupa medyası literatürüne girdiğinden beri, öğrencilerim ve gazeteci arkadaşlarım sık sık benden bu terimi açıklamamı istiyorlar. İşte bu yazıda bunu yapacağım.

Veri gazeteciliği veriyle gazetecilik yapmaktır. Veri, olgulardan türeyen bilginin küçük bir parçasıdır. Olgu, asla yanlış olamaz aksi halde gerçek olmaktan çıkar. Diğer taraftan küçük bir veri parçası doğru ya da yanlış olsa da verinin bir parçasıdır.

YAPILANDIRILMIŞ VERİ

Veriyle yapılan her gazetecilik işi tartışmaya açıktır. Aslında “veriyle yapılan gazetecilik”, veri gazeteciliğini tanımlamaz. Burada veri gazeteciliğinde kullanılan verinin “yapılandırılmış veri” olduğunun altını çizmek gerekir. Yapılandırılmış veri, bilgisayar programlarında işlenebilen veridir. Örnek vermek gerekirse, Excel tablosu yapılandırılmış veri, yazılı metnin bir parçasını yapılandırılmamış veri olabilir.

Şehrinizdeki trafik kazalarıyla ilgili bir haber yapacağınızı düşünün. Bununla ilgili olarak çıkan metinleri depolayıp arşivleyebilirsiniz. Ya da içeriğinizi her kaza için ayrı ayrı veri girebileceğiniz;coğrafi koordinat, kazada yaralan insanlar, zaman gibi sütunlar oluşturduğunuz bir tabloda tutabilirsiniz. Bu şekilde oluşturduğunuz tabloda matematiksel hesaplamalar kolay olduğundan yıl içinde trafik kazalarında ölen insan sayısı gibi bilgileri rahatça oluşturabilirsiniz. Elinizdeki verileri görselleştirerek, harita üzerinde hangi yerlerde daha çok trafik kazası olduğunu görebilirsiniz. Bu durum Adrian Holowaty’nin 2006 yılında yazdığı yazısında çok iyi ele alınmış. http://www.holovaty.com/writing/fundamental-change/

 

Yapılandırılmış veri, metinlere kıyasla çok daha fazlasını yapmanıza izin verir. “Robot gazeteciliği” olarak bilinen, otomatik bilgisayar dili işleme sürecine olanak tanır. Haberlerinizi, interaktif haritalar, kartlar şeklinde yayımlayabilirsiniz. Yapabileceklerinizin sınırı yok.

Bilgisayar tabanlı bir cihazda yayın yapabilmek programlama bilmeyi de beraberinde getirir. Sayısal verilerle çalışmak da istatistik bilgisini… Rekabetçi bir pazarda yer alabilmek için kullanıcı deneyimine büyük özen göstermek ve görsel tasarıma önem vermek gerekir. Dünyadaki hiç kimse bu yeteneklerin hepsine aynı anda sahip değildir. Bu yüzden veri gazeteciliği, başında bir proje yöneticisinin bulunduğu, takım çalışmasını gerektirir.

 

VERİYLE ÇALIŞMAK GAZETECİLİK MİDİR?

Tüm bunları açıkladıktan sonra, genellikle insanlar  “Bu gazetecilik mi?” sorusunu soruyorlar. Aslında proje yönetmek genellikle gazetecilikle ilişkilendiren bir özellik değildir. Bu sorunun cevabını bulmak için öncelikle gazeteciliğin ne olduğunun yanıtını bulmalıyız.

 

Cevabı bulmanın en kolay yolu, gazetecileri temsil eden organizasyonlara bakmak. Bu kurumların gazetecilik ile ilgili tanımları iki gruba ayrılıyor. Fransa Gazeteciler Sendikası, “araştırma, doğrulama, bağlamsallaştırma, öneme göre sıralama, yorumlama ve kaliteli bilgi yayınlama” şeklinde tanımlarlarken, Almanya Gazeteciler Federasyonu da benzer bir tanımlama getiriyor. “Bu iletişimle karıştırılamaz”, FGS ekliyor, fakat iletişimi tanımlarken yanılıyor. Veri gazeteciliği de gazetecilik yetkinliklerini beraberinde getiriyor, bir finansal şirketin raporlarının ya da şehrinizdeki polis merkezinin tweetlerinde olduğu gibi kesin bilgiler.

Diğerleri gazeteciliği istenen sonuca ulaşma arzusunun gerçekleşmesi şeklinde değerlendiriyor. Avrupa’daki birkaç gazetecilik organizasyonunun 1971 yılında imzaladığı Munich Carter deklarasyonuna göre gazetecilik bilgi ve fikirlerin halka ulaşması için yapılması gerekenlerdir. Veri gazeteciliği de bu tanımın içinde. Fakat bu tanım diğerinden daha açık olduğundan beri, herkes kendi doğru ve fikirlerini yayımlıyor, Facebook’taki Nazi grupları gibi..

Şu ana kadar en uygun tanım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından yapıldı. Buna göre gazetecilik, görüş ve fikirlerin halkı bilgilendirmek için ifşa edilmesi eylemidir.

Bu üç tanımı toparlayacak olursak, gazetecilik adıyla her yerde ve her ortamda yayımlananların yalan olmayan ve düzenlenmiş bilgi olması gerekiyor. API’den gelen data beslemesini gazetecilik olarak nitelendirmek doğru değil, fakat bilgi akışını gösteren bir arayüz olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Ancak uygulamada, kurumlar bu tanımları sunarken, -geniş bir farkla- onlara uymadılar. Örneğin 2009 yılında, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)  blogcular ve gazeteciler arasındaki temel farkın sonrakinin sorumluluğu olduğunu tartışan bir temyiz yayınladı.  Bu sorumluluk tanımlı değildi ve bu IFJ şimdi bunu bloggerların dikkate almaması gerektiğini savunuyor. Yaptıkları gazetecilik tanımın çok zayıf olması, zaman zaman herkesi dışlayan ya da içine alabilen bir tanım yapmaları buradaki esas nokta.

AİHM’nin yaptığı tanım daha iyi. Gazetecilik tanımı yayın yapan herkesi kapsasa da mahkeme bu tanım için haber odasında çalışan gazetecileri baz alıyor. Zaten tartıştığım gibi daha yakın zamanda, veri gazeteciliği,  sadece veri işleme olduğu görüşünü aldı. Fakat bu tanımların çoğu onları yapan kişiler tarafından saygı görmüyor ve çok az kullanıyor.

BİR SÜREÇ OLARAK GAZETECİLİK VE DURUMU

Kabul edilen en yaygın kullanım, gazeteciliğin gazeteciler tarafından yapılan olduğudur. Öncelikle gazeteciler, sırayla, işverenleri tarafından tanımlanır.  Gazeteci, kadın veya erkek, bir haber odasında çalışan kişilerdir. Peki veri gazeteciliği, haber odasında yapılandırılmış çalışan gazetecilerin yaptığı bir iş midir? Birçok insan öyle düşünüyor.

Bu tanım , üretim sürecinin gereği  Guardian’ın ve Kübalı Granma tarafından yapılan işleri işaret ediyor. Kulağa mantıklı geliyor.  Daha da önemlisi, bir haber odası tanımı ve medya ortamının tanımını gerektiriyor. Bir haber odasının oluşmadan içinde kaç kişinin çalışması gerekir? Bir? Beş? Yüz? Günlük olarak üretilmesi gereken içerik miktarı ne kadar? Herhangi bir kişi ya da grup İnternet’e bağlı olduğu her zaman bir medya kuruluşu oluşturabilir. Haber odasının  gazetecilik üretimin gerçekleştiği tek yer olduğu anlayışı eskidendi.

Gazeteciliği tanımlamanın diğer bir yolu ise meslektaşların işlerini tanımaktan geçiyor. Gazetecilik,  diğer gazetecilerin, meslektaşları olarak gördüğü insanların üretimidir. Bu çözüm, göre tanım lehine yürütülen görevlere göre bir tanım ihtiyacına itiraz edebilmesi bakımından da daha basit.

Avrupa’da, gazeteciler birinci ve ikinci tanımlarının birleşimi halinde kabul ediliyor. Profesyonel gazetecilik müstakbel gazetecileri değerlendirmek onları bir dizi kriterle sınıyor. (Örneğin müstakbel gazeteciler büyük bir isim yapmış olmalı) ve onlara keyfi olarak gıpta edilen basın kartının  verilip verilemeyeceğinin kararını veriyor.

Profesyonel gazeteciler için talep arttığından beri, meslektaş-işlerini tanıma sistemi daha çok işe yarayabilir. Ama ekonominin temel mantığına göre  gazeteciler için talep azalırsa, mevcut gazeteciler arzı azaltmak için, yeni gelenleri işe kabul etmeyi reddedebilir. 2000’li yılların başından beri kendimizi içinde bulduğumuz, gazetecilere olan talebin azaldığı süreçte, bir kişinin basın kartına sahip olması, o kişinin işleri hakkında çok az şey söylüyor. Daha ziyade basın kartı bize bir kişinin korunaklı bir basın kuruluşuna dahil olma yeteneğini gösteriyor. Bu noktada veri gazeteciliğin basın kartı sahibi biri tarafından yapılandırılmış veriyle yaptığı çalışma olduğunu söylemek anlamsız.

BİR HİZMET OLARAK GAZETECİLİK

Gazetecilere olan talebin daraldığı zamanlarda, gazeteciliği yeniden tanımlamak için yapılan en ilginç girişim Jay Rosen ve Jeff Jarvis tarafından yapılıyor. Onlar için gazetecilik kamu yararına bilgilendirme eylemidir. Gazetecilik; niyet, süreç ya da durum tarafından tanımlı değildir,  fakat sağladığı hizmet hedef kitlesini oluşturur. Bu anlamda, yapılandırılmış veriyle kamu yararına yapılan bir haber, ister blogger ister bir  gazeteci tarafından yapılmış olsun veri gazeteciliği olarak nitelendirilir.

Bu anlayışa göre, haber kuruluşlarının dışında  veri güdümlü olarak yapılan interaktif işler gazetecilik olarak nitelendiriliyor. STK’lar, şirketler ya da yerel yönetimler tarafından yapılan veya finanse işler de bu nitelemeye hak kazanabilirler. Tabii ki, bu tür yayıncıların da bir gündem var. Ama gündemin peşinde koşmak onları kamu yararına bilgi yayımlamak için zorlayabilir.  Haber kuruluşlarının da reklam gelirlerini maksimize etmek, patronu mutlu etmek,  ya da parasını ödeyen bir okuyucu  ödüllendirme şeklinde bir gündemi var. Tüm yayıncılar çıkar çatışmalarıyla yüzleşir. Çıkar çatışması, içine bir haber kuruluşunun patronu ya da bir sivil toplum örgütü misyonunu söz konusu olduğunda daha da büyür.

Gazeteciliği kamu yararına yapılan bir eylem olarak tanımlarken dikkate alınması gereken tek bir uyarı var. Kamu yararı nedir? Financial Times ve Rusya Bugün’un  muhtemelen çok farklı tanımları var.  Avrupa perspektifi, kamu hizmeti yayıncılarının dikkat etmesi gerekenin  “kamu yararına hizmet”, olduğunu söyler,  BBC Charter’ın tanımladığı gibi.  BBC’nin ürettiği her içerik gazetecilik olarak mı adlandırılıyor? Muhtemelen hayır.

“GAZETECİLİK” İN ZAMANI DOLDU

Bu yazıda veri gazeteciliğinin tanımını yaparak,  gazeteciliğin geleneksel tanımının  (Haber Merkezi tarafından üretilen içerik) eskimiş olduğunu gösterdim.  Hatta, eskiden yeniye yapılan diğer tanımların gazetecilik ya da gazetecilik olmayan içerikleri ayırmada net bir ayrım yapamadığını aktardım.  Bu tanımlar başarısızdırlar, çünkü gazetecilik konsepti asla “journal” kavramı olmadan düşünülmemiştir. Dergi ve onların haber merkezlerinin, gazetecilikte olduğu gibi, bilginin üretim ve tüketim şeklini anlamak için yararlı bir yol gibi görünmesine rağmen, çok daha fazlasını ifade ederler. Gazeteciliğin tek geçerli tanımı totolojiktir: Gazetecilik olarak tanımlanan her bilginin yayımlanması gazeteciliktir. Bu nedenle, veri gazeteciliği de gazetecilik olmalıdır.

Böyle açık bir sonuca ulaşmanın ciddi etkileri var. Gazeteciler ve sivil gazeteciler arasındaki herhangi bir yasal ayrım kaldırılmalıdır, bu durum buna hiçbir sebep yokken hakimler tarafından gazeteci olarak tanımlayan insanlara zarar veriyor. 2013’teki Chelsea Manning davası bu durumun ne kadar riskli olduğunu gösteren net bir örnek. Davada Yochai Benkler, mahkemeyi Wikileaks’in bir haber kuruluşu olduğuna dair ikna etmeye çalıştı ve Manning’in, onun kaynağı olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi. ( Benkler’in argümanlarının hakimin kararını etkileyip etkilemediği bilinmemektedir.)

Gazetecilik kavramı içerik türleri arasında bir ayrım için izin vermediğinden, mevcut ortam için geçerli olan tek kavram bilgidir. Gazetecilik bilgi üretmenin bir yoludur fakat kamu duyurularından, savunmaya kadar bir çok bilgi türü var. Daha önce belirttiğim gibi kurumlar;  demokratik bir toplumda bilgi akışının sağlanması gerektiğini yeniden düşünmelidirler, gazetecilik okulları ve sendikalarla ilgili kurumsal düzenlemeler yapılmalıdır. Avrupa’nın bu durumu anladığından beri hiçbir kanun yapmaması ve insanları bu sorunu çözmek için yalnız bırakması oldukça talihsiz bir durumdur.


 

Yazan: Nicolas Kayser-Bril
Çeviri Kaynağı: http://blog.nkb.fr/datajournalism/
Çeviren:Ayşegül Engür 

Veri Gazeteciliği, Yapılandırılmış Veri ve Veriyle Çalışmak Gazetecilik Mi? -Nicolas Kayser-Bril” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*